Davutoğlu'dan Arınç ve Gökçek açıklaması: 'Gereken yapılacaktır'

0

Davutoğlu'dan Arınç ve Gökçek açıklaması: 'Gereken yapılacaktır'

Başbakan Ahmet Davutoğlu,
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç ve Ankara
Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in açıklamaları ile
ilgili, ”Dün yapılan her iki açıklama da hem partimizin kurulları,
kuralları ve disiplini açısından hem de ortak siyasi kültürümüz
açısından yanlıştır” dedi.

Davutoğlu, Milli Savunma Bakanlığı Atış Test ve Değerlendirme
Merkezi’nin açılış törenin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin
sorularını yanıtladı.

Davutoğlu, savunma sanayi ve savunma teknolojisinin bir ülkenin
istiklalinin en önemli garantisi olduğunu belirtti.

Türkiye’nin son dönemde bu alanda çok büyük atılımlar
gerçekleştirdiğini dile getiren Davutoğlu, geçen hafta da
ASELSAN’ın Radar ve Elektronik Harp Teknolojileri Merkezi’ni
açtıklarını anımsattı.

Son dönemdeki bu yoğun çabaların Türkiye’nin birliği ve
beraberliği, devletin bekası için çok zor bir coğrafyada atılması
gereken adımlarlar olarak niteleyen Davutoğlu, son 12 yıl
içerisinde savunma sanayiinde olağanüstü bir atılım
gerçekleştiğini, iki büyük savunma sanayi şirketinin dünyanın ilk
100 şirketi arasında girdiğini söyledi.

Davutoğlu, 90’lı yıllarda en basit teknolojiler için bile dış
yardıma ihtiyaç hisseden Türkiye’nin bugün yüzde yüz kendi yapımı
olan tanklarla, gemilerle, toplarla ve bugün teslimini
gerçekleştirdikleri ve bizzat sizlerin de gözlediği son derece
başarılı atışlarla testi ortaya konmuş roketler, mühimmatlar, seyir
füzeleri son etkin ve bütün testlerden başarıyla geçmiş ürünleri
ortaya koyabildiğini, dünya piyasasına satabildiğini söyledi.

Davutoğlu, ”Bizim coğrafyamız kudretli ülkelerin yaşayabileceği
bir coğrafyadır. Zaaf içindeki, siyasi istikrarsızlık içine girmiş
ülkelerin, özelikle din ve mezhep temelli kimlik çatışmalarına
girmiş ülkelerin akıbetleri çevremizde görünüyor açık bir şekilde.
Buna karşı biz, demokrasisiyle, silahlı kuvvetleri ile  milli
birlik ve beraberliği ile ve son dönemde daha da ivme kazanmış
çözüm süreci üzerinden ortak aidiyet bilinciyle geleceğe emin
adımlarla yürüyen bir ülkeyiz. Bu çerçevede de bugün Silahlı
Kuvvetlerimizin personelinde gördüğüm, kararlılık,  etkin
müdahale kabiliyeti ve  alanda bizzat gözlediğimiz teknolojik
üstünlük Türkiye için, ülkenin geleceği için çok önemli bir
imkandır” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu merkezinin açılışında katkıda bulunan tüm teknik
personeli, Türk Silahlı Kuvvetleri görevlilerini, Savunma Sanayi
Müşteşarlığı yetkililerini ve ROKETSAN’ı bir kez daha tebrik ederek
hayırlı olmasını temennisinde bulundu.

”Türkiye son derece önemli geleceği belirleyici bir seçime
doğru gitmektedir”

Bir gazetecinin ”Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih
Gökçek’in bir twitine Başbakan Yardımcısı Bülenç Arınç’ın bir
 cevabı oldu. Bülent Arınç paralelci olarak suçlandı. Bülent
Arınç da ‘Ankara’yı parsel parsel sattın’ ifadesini kullandı. Sizin
değrelendirmenize göre Ankara parsel parsel satıldı mı? AK Parti
olarak gelen bu karşılıklı açıklamalara, bir disiplin sürecini
başlatacak mısınız?” sorusunu şöyle yanıtladı:

”AK Parti kuralları belli, son derece sağlam kurallar ve kurullar
zeminine oturmuş bir partidir. Farklı kanaati olan, ola ki
birbirleri ile farklı fikirlere bütün arkadaşlar, bu kurallarda bu
zeminlerde görüşlerini dile getirebilirler. Bu görüşler tartışmaya
açılabilir. Atılıcak adımlar varsa da hiç tereddütsüz atılır. Bu
parti içi demokrasi içinde her türlü görüşe açık bu anlayış dışında
çok kuvvetli bir parti disiplini de vardır.  Geçmişte 13 yıl
içinde çok ciddi testlerden geçmiştir bu parti disiplini ve hiç bir
zaman bu disiplinden feragat edilmemiştir.

Dün yapılan her iki açıklama da hem partimizin kurulları, kuralları
ve disiplini açısından hem de ortak siyasi kültürümüz açısından
yanlıştır. Dün Sayın Bülent Arınç ile açıklama sonrası biraraya
geldik. Kendisi ile konuştuk. Kendisine de kanaatlerimi ifade
ettim. Bugün de Sayın Melih Gökçek ile görüşeceğim.  Gerekli
uyarılarda bulundum, bulunacağım. Şunu da bir kez daha ifade etmek
isterim ki,  ayrıca genel başkan yardımcılığına gerekli
talimatlarımı verdim.

Herhangi bir şekilde bu kritik dönemde, seçimlere giderken
partimizi ve partimizin kitle nezdindeki itibarını sarsıcı,
polemiğe giren kim olursa olsun parti disiplin kurullarını
işleteceğiz ve gerekli disiplin işlemlerini yapacağız. Kimsenin bu
konuda ayrıcalığı yoktur. Çok açık bir şekilde ifade ediyorum,
Türkiye son derece önemli geleceği belirleyici bir seçime doğru
gitmektedir. Bu açıdan partimizin yarından itibaren genel
merkezdeki aday adayları çalışmasını sürdüreceğim.  Önümüzdeki
10 gün içerisinde zaten sürekli genel merkezde olacağız. Bu
çerçevede genel başkan yardımcıları ve MYK ile de gerektiğinde
görüşürüz. Dediğim gibi bu andan itibaren parti disiplinini,
partinin itibarını zedeleyeceği mahiyette yürütülecek her türlü
polemik gerekli işlemlere tabii tutulacaktır.”

Buluşmamız olağanüstü bir durum değil

Bir gazetecinin, “Cumhurbaşkanıyla cumartesi günü ile görüşme
yaptınız, görüşmenin gündemi İzleme Kurulu muydu?” sorusunu
Davutoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızla geçen cumartesi bir görüşmemiz
oldu. Dün gece de ailecek bir aradaydık, aile sohbetinde. Sayın
Cumhurbaşkanımızla bizim buluşmamız olağanüstü bir durum değildir.
Ben Başdanışman, Dışişleri Bakanı olarak da daha önce de dostluğu
geçmişe dayanan yakın arkadaşlar olarak da her zaman görüştük,
görüşürüz. Dün de görüştük. Cumartesi de görüşeceğiz. Merak
ederseniz belki önümüzdeki günlerde yine görüşeceğiz. Bunlar
olağanüstü durum değil ama benim için devlet mahremiyettir.
Cumhurbaşkanımızla ne konuştuğumuz sadece beni ve kendisini
ilgilendiren hususlar. Kamuoyunun bilmesi gereken hususları
kamuoyuyla paylaşırız” şeklinde yanıtladı.

Son 7 ay içerisinde de bu anlamda Cumhurbaşkanıyla her hangi bir
konuda iletişim sıkıntısı yaşamadıklarını dile getiren Davutoğlu,
“Ola ki bilgilendirme eksiklikleri olmuşsa bu giderilir,
değerlendirme de farklılıklar olursa konuşulur. Ama ne Sayın
Cumhurbaşkanımız ne ben Türkiye’nin siyasi istikrarına özellikle
seçimlere giderken suhuletle bu seçim ortamının korunmasına dönük
olarak gösterdiğimiz hassasiyette hiç tereddüt etmeyiz” diye
konuştu.

Çözüm Sürecine ilişkin ise Davutoğlu, “Bizim için Çözüm Süreci
stratejik bir tercihtir. Bu Çözüm Süreci 100 yıllık tarihimizin en
önemli adımlarından, geleceğimizi teminat altına alacak olan ortak
aidiyet bilincini geliştirecek en önemli dayanaklardan biridir”
dedi.

Davutoğlu, Suriye’de Irak’ta etnik ve mezhebi çatışmaların nelere
yol açtığının görülmesi gerektiğini, toplumun bunları istemediğini
söyledi.

Çözüm Süreci’nde gelinen aşamanın son derece önemli olduğuna
dikkati çeken Davutoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımız da daha önce bir
çok kez vurguladı, ‘Seçimi kaybetme pahasına dahi Çözüm Sürecinden
fedakarlık etmeyiz’ dedi geçmişte. Çok güçlü bir şekilde destek
verdi. Bunun 2005’teki Diyarbakır konuşmasıyla bütün bu süreç
başladı. Onun için de hükümetimiz için de benim içinde Çözüm Süreci
üzerinde her an titizlikle durduğumuz bir süreçtir. Eğer benzer
süreçleri Suriye’de Irak’da yaşasak kardeş kavgası olmazdı”
ifadesini kullandı.

“Hiç bir görüş ayrılığımız yoktur” 

“Çözüm Süreci’nin stratejik hedef olma niteliği konusunda hiç bir
görüş ayrılığımız yoktur” diyen Davutoğlu, bu konuda atılacak
adımlar hususunda ise her zaman farklı kanaatlerin dile
getirilebilineceğini söyledi.

Farklı kanaatlerin her zaman her zeminde konuşulabileceğini, bu
konuşmaların hep sürdüğünü ve bundan sonra da süreceğini belirten
Davutoğlu şunları kaydetti:

“Çözüm Süreci’nin başarıya ulaşması, bu problemin Türkiye gündemine
tümüyle düşmesi, silahsızlanma öncelikli olmak üzere her şey ona
bağlıdır. Silahların terkine, silahların toprağa gömülmesine
bağlıdır. Silahların toprağa gömülmesine, tümüyle terk edilmesine
dayalı Çözüm Süreci konusunda yolumuza kararlı bir şekilde devam
edeceğiz. Hiç bir görüş ayrılığı bu kararlılıktan feragat anlamında
değerlendirilmemelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızla dün de en geniş
kapsamıyla ele aldım, tekrar alırız. Gereken adımları gereken
zamanda yine istişareler içinde atarız. Bu konuda kimsenin
Türkiye’de Hükümetle Cumhurbaşkanlığı makamı arasında bir görüş
ayrılığı varmış gibi bir senaryo üzerinden bir kaos beklentisi
içinde olmaması iktiza eder. Şimdiye kadar nasıl birlikte bir çok
benzer zor süreçlerden geçmiş ve aşmışsak bundan sonra da aşarız.
Ama dediğim gibi, bunlar devlet mahremiyeti, siyasi kültürümüzün
süregelen temel ilkeleri ve özellikle de Türkiye’nin geleceği
bağlamında önümüzdeki seçimlerin suhuletle ve siyasi istikrarı
güçlendirecek şekilde gerçekleşmesi bakımından önem taşır. Türkiye
siyasi istikrarını daha da pekiştirecek şekilde yoluna devam
edecektir, bu konuda kamuoyumuzunda hiç bir kaygısı olmamalıdır.
Bizim her zeminde istişarelerimiz de devam edecek gerekli adımlarda
gerektiği zamanlar atılacak.”

Bir yanıt yazın